Filipinler

Filipinler Sohbet
Filipinler (Filipince: Repúbliká ng̃ Pilipinas), resmî adıyla Filipinler Cumhuriyeti, Pasifik Okyanusu’nun batısındaki coğrafyada konumlanan bir Güneydoğu Asya devletidir. Ülke irili ufaklı 7.107 adet ada ve adacıktan oluşur. Ancak ülkeyi oluşturan üç ana coğrafi kara parçası vardır. Bunlar Luzon, Visayas ve Mindanao’dur. Ülkenin başkenti Manila iken, en kalabalık şehri Quezon City’tir. Bu iki kent de Büyükşehir Manila yönetimsel birimine bağlıdır.

Filipinler’in deniz aşırı komşuları kuzeyde Tayvan ve Çin, batıda ise Vietnam’dır. Filipinler’i kuzeyde Luzon Boğazı, batıda ise Güney Çin Denizi çevrelemektedir. Ülkenin güneydoğusunda bulunan Sulu Denizi’nin karşı kıyılarında Borneo adası uzanır. Güneyde ise, Celebes Denizi ülkenin diğer adaları ile Endonezya’yı birbirinden ayırır. Filipinler’in batısında Filipin Denizi ve Palau ada ülkesi bulunur. Filipinler Pasifik Deprem Kuşağı’nda yer alır. Bunun için ülkede deprem sıklığı ve yıkıcılığı fazladır. Ayrıca ekvatora yakın yerleşim konumu, Filipinler’i tayfun felaketine eğilimli hâle getirmektedir. Bununla birlikte, ülke doğal kaynaklar açısından zengindir. Filipinler, dünyadaki biyolojik çeşitliliğin en fazla olduğu ülkelerden biri olup devlet sınırları dünya yüzeyindeki 342.353 km²’lik alanı kaplar, Filipinler dünyanın en büyük yüz ölçümüne sahip 64. ülkesidir.

Ülke yaklaşık 100 milyonluk nüfusuyla,[1] Asya kıtasının en kalabalık 8. ülkesidir.[2][3] Dünyanın ise en çok nüfus barındıran 12. ülkesidir. Ek olarak 12 milyon Filipinlinin yabancı devleterde yaşadığı tahmin edilmektedir.[4] Bu yönüyle Filipinliler dünyanın en büyük kopuntularından (diaspora) birini oluşturmaktadır. Filipinler çok kökenli ve mozaik kültürlü bir demografik yapıya sahiptir. Tarih öncesi devirlerde, ülkedeki ilk yerleşimleri Ön Avustralya ırklarından olan Negritoların başlattığı düşünülmektedir. Bu boyun başlattığı göç hareketini, diğer Avustronezyan ırktan olan boylar takip etmiş ve Filipinler Avustronezyan ırk için yeni bir yerleşim alanı olmuştur. Ülke topraklarında tarih boyunca, Çinliler ile Malay, Hint ve İslami kökenli hanedanlıkların egemenlik savaşı hüküm sürmüştür. MS 900-1521 yılları arasında ise Filipinlerde Datu, Rajah, Sultan ve Lakan boylarının kurduğu devletler hüküm sürmüştür.

1521’de Filipinler’e Ferdinand Magellan’nın gelmesi, ülkedeki İspanyol sömürgeciliğinin başlangıcı olmuştur. 1543’te İspanyol kâşif Ruy López de Villalobos bu takımadalara İspanyol kralı II. Felipe’nın onuruna Las Islas Filipinas adını vermiştir. Seyahatine Meksika’dan başlayarak 1565’te takımadalara ulaşan Miguel López de Legazpi, buradaki ilk İspanyol yerleşimini kurmuştur. Filipinler 300 yıldan daha fazla bir süre, İspanyol İmparatorluğu’nun bir parçası olarak kalmıştır. Bu durum, ülkede Roman Katolikliğin baskın hâle gelmesiyle sonuçlanmıştır. Bu dönemde, Manila Asya ve Amerika kıtaları arasındaki ticaretin yönetildiği bir stratejik merkez hâline gelmiştir.

19. yüzyılın bitimiyle son dönemlerinde; Filipin Halk Uyanış Hareketi hızlı bir şekilde genişlemiştir. Bu hareket sonucunda ilk Filipin Cumhuriyeti kurulmuştur. Ancak bu devlet uzun ömürlü olmamış; Filipinlilerin bağımsızlık isteğine karşı Amerika Birleşik Devletleri bu ülkeye savaş ilan etmiştir. Filipin-Amerikan Savaşı, ABD’nin kesin galibiyeti ile sonuçlanmış, savaşta yaklaşık 1,5 milyon Filipinli hayatını kaybetmiştir. Bunu takip eden yıllarda, ülke Japon işgaline uğramıştır. Ancak Birleşik Devletler, takımadalardaki egemenliği yeniden sağlamıştır. Ülkedeki Amerikan egemenliği 1945’e kadar sürmüştür. II. Dünya Savaşı’ndan sonra Filipinler’in bağımsızlığı dünya devletleri tarafından tanınmıştır. Bu zamandan beri, ülkede kargaşalı bir demokrasi deneyimi sürecine girilmiştir. 20. yüzyılın ikinci yarısında ülkedeki demokratik düzen bozulmuş ve Ferdinand Marcos ülkedeki tüm gücü ele geçirmiştir. Bunun üzerine 1986’daki “İnsanların Gücü Hareketi” olarak bilinen olaylardan sonra Marcos yönetimi devrilmiştir. Bugün Filipinler, kalabalık nüfusu ve ekonomik potansiyeli ile orta güç devletlerinden biri olarak değerlendirilmektedir. Ülke; Birleşmiş Milletler, Dünya Ticaret Örgütü, ASEAN ve Doğu Asya Zirvesi örgütlerine üyedir.

Filipinler adının kökeni
Ülkeye Filipinler adı, İspanyol kralı II. Felipe’nin onuruna verilmiştir. İspanyol kâşif Ruy López de Villalobos 1542’deki seferi sırasında, Leyte ve Samar adalarını Filipinler olarak adlandırdı. Sonuç olarak, Las Islas Filipinas adlandırması takımadanın tüm adalarını kapsar biçimde kullanılmaya başlandı. Bu ad yaygınlaşmadan önce, Islas del Poniente (Batıdaki Adalar) ve Magellan’ın ada için kullandığı tabir olan San Lázaro da İspanyollar tarafından ada için kullanılmıştır.[5][6][7][8][9]

Filipinlerin resmî adı, ülke tarihi boyunca birçok kez değişmiştir. Filipin Halk Hareketi sürecinde yapılan Malolos Kongresi’nde ülkenin adı República Filipina ya da Philippine Republic olarak adlandırılması kararlaştırılmıştır. İspanyol-Amerikan Savaşı (1898) ve Filipin-Amerikan Savaşı (1899–1902)’ndan İngiliz Milletler Topluluğu’na dâhil olunan 1935-1946 dönemine kadar ülke resmî olarak, Philippine Islands (Filipin Adaları) olarak adlandırılmıştır. Bu adlandırma, ülkenin İspanyolcada kullanılan isminin çevirisi niteliği taşır. 1898 Paris Antlaşması’nda ülke için Filipinler adı kullanılmış ve bu ad günümüze kadar ülke için yaygın olarak kullanılan isim olmuştur. Ülkenin resmî adı, II. Dünya Savaşı’ndan beri “Filipinler Cumhuriyeti”dir.[10]

Tarih
Tarih öncesi
Ülkede yapılan araştırmalarda Callao (Kalo) adı verilen ön insan modelinin metatarsal kemiklerine rastlanmıştır. Bu kemikler üzerinde Uranyum-toryum tarihlendirme tekniği ile yapılan değerlendirmede; ülkedeki ilk yerleşimlerin 67,000 yıl önceye kadar gittiği saptanmıştır.[11] Bu keşiften önce ülkedeki ilk yerleşim gösteren insanların, Palawan’da bulunarak karbon testiyle 24,000 yıl önceye tarihlendirilen Tabonlar olduğu düşünülüyordu.[12][13]. Negritolar da yarımadaya gelen ilk yerleşimcilerdendir. Ancak onların Filipinlere ne zaman geldiğine dair güvenilir bir kaynak yoktur.[14]

Antik Filipinlilerin kökeni hakkında birçok karşıtlık içeren görüş vardır. Dil bilimsel ve arkeolojik kanıtlara dayanarak en yaygın olarak kabul edilen görüş “Tayvan’dan çıkış modeli” olarak bilinir. Bu varsayıma göre, Avustronezyanlar kitle olarak MÖ 4000’den başlayarak Filipinlere göç etmeye başlamıştır. Ancak bundan daha önce takımadaya gelenler de vardır.[15][16] MÖ 1000’e kadar takım adaya yerleşenler, dört ayrı kol toplumsal grup olarak gelişim göstermiştir. Avlayıcı-toplayıcı boylar, savaşçı topluluklar, plütokratlar ve sahil şeridi beylikleridir.[17]

İlk devletler

Toplumsal sınıfları tasvir eden Maginoolu bir Tagalog çifti (16. yy).
Ülkedeki bazı topluluklar dağınık bir yapı teşkil ederek kendi adalarında izole bir yaşam sürdürmüştür. Buna karşın, ülkede devlet teşkilatlanması kurarak Doğu, Kuzey ve Kuzeydoğu Asya ile önemli ticari ve kültürel ilişkiler oluşturan yapılanmalar oluştu. Bu dönemde, özellikle Brunei, Çin, Hindistan, Endonezya, Malezya ve Japonya ülkenin dış ilişkilerinde önemli devletlerdir. Bunun yanında bölgedeki küçük ada devletleriyle de ticari ilişkiler gelişmiştir.[18] Birinci binyılda ülkeyi oluşturan deniz beylikleri bu ticari ilişkilerin de yardımıyla önemli bir sosyoekonomik gelişim göstermiştir. Datular tarafından Malay Talassokrasi ile birlikte oluşturulan ittifak ve denizci beyliklerin katılımıyla İspanyolların önderliğinde kurulan bağımsız koloniler olan barangaylar bu gelişimin saç ayaklarını oluşturmuştur. Huanglar tarafından Çin himayesinde kurulan devletçikler.[19] ve Rajahlar tarafından Hindistan hinterlandında oluşturulan krallık da ülkedeki ticari etkinliklerin gelişmesinde etkili olmuştur.[20][21]

Filipinler’in millî devlet yapısındaki boy devleti hikâyesi çok eski değildir. Örneğin, Datu Puti, Atilerin yaşadığı bölgeyi satın alarak (Madja-as) Maca Emirliği’ni yönetmiştir.[22] Maca Emirliği, kurulduğu Panay adasının adını alarak Panay Emirliği ismiyle tarih sahnesine çıkmıştır. Hint kökenli Rajah Sri Bata Shaja önderliğindeki Butuan Emirliği ülkede ticari ayrıcalıklar kazanmıştır.[18] Lakandula hanedanlığının yönettiği Tondo Emirliği ve Cebu Emirliği de Filipinler’deki, Hint kökenli yönetimlere örnektir.[23]

Filipinle’deki İslam bölgelerinin kurularak; ülkenin İslam’dan haberdar olması 14. yüzyılın başlarına rastlamaktadır. 1380’de, Kerîmü’l-Mahdûm ve Şerîfü’l-Hâşim-Ebu-Bekir adlı Johore doğumlu bir Arap, Malakka yoluyla Sulu’ya geldi ve burada Sulu racasının kızıyla evllenerek Sulu Sultanlığı’nı kurdu.[24][25] 15. yüzyılın sonlarında Mindanao adası, Johoreli Şerîf Muhammed Kabungsuvan’ın çalışmalarıyla İslam’ı tanıdı. Şerîf Muhammed, bir İranun prensesi olan Paramisuli ile evlenerek Maguindanao Sultanlığı’nı kurdu. Bu sultanlık yönetimi, Lanao’yu da içerisine alan bir konfederasyon yapısına büründü.[26]

İslam, Mindanao’nun dışına çıkarak, kuzeyde Luzon’un güneyine kadar yayıldı. Manila, 1485-1521^deki Sultan Bolkiah yönetiminde İslamlaşmaya başladı. Tondo Emirliği, Raca Salalila’nın animistik yerli dinden vazgeçerek İslam’ı seçmesiyle Müslümanlığın yayılım alanları içerisine girdi.[27][28][29][30] Ancak buna rağmen, Animist İgorotlar, Malay Madja-aslar, Ma-iler ve Butuanlar gibi topluluklar kendi kültürlerini muhafaza etti. Bunun yanında bazı emirliklerde, İslam’a karşı bir tutum oluştu. Sonuç olarak, datular, racalar, huanglar, sultanlar ve kalanlar arasındaki mücadele, İspanya sömürge yönetimi ülkeye hâkim olana dek sürdü. İspanyol egemenliği yıllarında bu devletler İspanyol İmparatorluğu’na dâhil oldu. Böylece ülkenin İspanyollaşma ve Hristiyanlaşma süreci başlamış oldu.[31]

İspanyol sömürgeciliği
1521’de Portekizli kâşif Ferdinand Magellan, Filipinler’e ulaşmıştır.[32] Sömürge kolonileri ise, İspanyol kâşif Miguel López de Legazpi’nin Meksika yoluyla adaya ayak basmasıyla 1565’de kurulmaya başlanmıştır. Ülkedeki en eski İspanyol sömürge yerleşimi Cebu’da kurulmuştur. Buradaki koloni daha sonra Panay adasına taşınmış ve yerli Visayanlar ile İspanyol askerileri arasında kurulan ittifak ülkedeki İspanyol nüfuzunu daha da artırmıştır. Böylece, bazı yerli toplulukların da desteğini alan İspanyollar İslam etkisindeki Manila yerleşimleri kendi etkileri altına almıştır. İslami yapılanmaların Manila’daki gücünü kıran İspanyollar, Manila’yı doğu Hint adalarındaki kolonilerinin yönetim merkezi olarak kullanmaya başlamıştır. Filipinli yerlilerin çıkardığı bir isyan olan Tondo Komplosu’nu bastırmayı başaran sömürge yönetimi, ülke üzerindeki çıkarlarından vazgeçmek istemeyen Çinli diktatör Limahong’u yenilgiye uğratmıştır.[33][34]

İspanyol egemenliği, ülkedeki dağınık yönetim erklerinin İspanyol temelli bir otoritede birleşmesi sonucunu doğurmuştur. Böylece, İspanyol sömürgeciliği, takımadaların siyasi birliklerini kurabilmeleri açısından önemli sonuçlar doğurmuştur. 1565’ten 1821’e kadar, Filipinler Nueva España Genel Valiliği’ne bağlı bir bölge olarak yönetilmiştir. Meksika Bağımsızlık Savaşı’ndan sonra ise ülke doğrudan Madrid’e bağlanmıştır. 16. ve 19. yüzyıllar arasında, Manila kalyonları ve Manila ile bağlantılı diğer donanma gücü, yılda bir ya da iki kez Acapulco’ya seferler düzenlemiştir. Bu sayede Amerika kaynaklı, mısır, domates, patates, biber ve ananas gibi gıdalar; Filipin topraklarında tanınmaya başlanmıştır. Tüm bunlar olurken, Roman Katolik misyonerler; ülkedeki geniş ovalarda yaşayan halkın büyük bölümünü Hristiyanlığa yöneltmiştir. Ülkeye gelen Hristiyan vakıfları, birçok okul, üniversite ve hastane inşa etmiş; böylece halkın Hristiyanlığa girişi hızlanmıştır. İspanyol sömürge yönetimi, 1863’te aldığı bir kararla ülkedeki devlet okullarını parasız hâle getirmiştir. Filipinler’deki büyük eğitim seferberliği ise meyvelerini, Amerikan yönetimi yıllarında vermiştir.[35]

Propaganda Hareketi’nin önderleri: José Rizal, Marcelo H. del Pilar ve Mariano Ponce
Takımadadaki İspanyol egemenliği süresince; İspanya birçok dış ve iç sorunla mücadele etmek zorunda kalmıştır. Ülkedeki yerli boyların çıkardığı çokça isyan bastırılmış; özellikle ticaret gemilerine saldıran Çinli korsanlarla mücadele edilmiştir. Bunun yanında İspanyollar için adadaki en büyük dış tehditler Hollanda ve Portekiz yayılmacılığı olmuştur. Yedi Yıl Savaşı’nın bir parçası olarak Büyük Britanya Krallığı, Manila’yı 1762’den 1764’de kadar işgal altında tutmuştur. Ülkedeki İspanyol hakimiyeti Paris Antlaşması (1763) ile yeniden tesis edilmiştir.[31][36][37]

19. yüzyılda, Filipin limanları dünya ticaretine açıldı ve ülkede antropolojik sınıflar oluşmaya başladı. Birçok İspanyol ticaret için geldikleri Filipinler’de, aile kurdu. İber Yarımadası devlet geleneğine göre; yeni açılan Latin Amerika yerleşimlerindeki devlet pozisyonlarına sadece İspanyol kökenliler atanabiliyordu. Bu nedenle, özellikle Filipinler’deki Mestizo adı verilen karışık kökenli İspanyollar, yapılan ticaret çalışmalarıyla büyük finansal girdiler elde etti. Ülke ekonomisindeki kalkınma ve yerli halkın özgürlük isteği; Filipinler’deki yenilik hareketlerini güçlendirmeye başladı. 1872’de başarısızlıkla sonuçlanan Cavite İsyanı, Filipin Devrim’inin öncüsü oldu.[31][38][39][40]

Ülkedeki sömürge yönetimini yıkma düşüncesi, 1872’de Mariano Gómez, José Burgos ve Jacinto Zamora adındaki üç rahibin insanları isyana azmettirmek suçuyla idam edilmesi sonrasında iyice alevlenmiştir.[38][39] Marcelo H. del Pilar, José Rizal ve Mariano Ponce; bu olaydan etkilenerek İspanya’da; Filipinler’de yapılacak yeni bir reform için lobi faaliyetlerine başlamıştır. Bunun sonucunda Rizal, 30 Aralık 1896’da isyan çıkarmaya teşvik suçundan idam edilmiştir.[41] Ancak reform yanlıları Andrés Bonifacio önderliğinde bir araya gelerek gizli bir örgüt olan ve Katipunan olarak adlandırılan yapılanmayı kurmuştur. Örgüt, silahlı isyan yoluyla İspanyol hükûmetinden bağımsızlık taleplerinde bulunmuştur.[40]

Bonifacio yönetimindeki Katipunan, 1896’da, Filipin Devrimi’ni başlatmıştır. Cavite’de Katipunan’dan ayrılan yeni bir grup Bonifacio’yu devirerek yerine Emilio Aguinaldo’yu getirdi. 1898’de Küba’da başlayan İspanya-Amerika Savaşı, Filipinler’e taşındı. Aguinaldo, 12 Haziran 1898’de Filipinler’in İspanya’dan bağımsızlığını Cavite’de ilan etti. Bir sonraki yıl, Birinci Filipin Cumhuriyeti, Barasoain Kilisesi’nde kuruldu.[31]

ABD Dönemi

Başkan Manuel L. Quezon (Kasım 1942)
İspanya-Amerika Savaşı’nın son Amerikan zaferi olarak; Filipinler İspanya tarafından Amerika Birleşik Devletleri’ne devredilmiştir. Buna karşın ABD, 1898 Paris Antlaşması uyarınca İspanya’ya 20 milyon dolar tazminat ödemiştir.[42] ABD’nin yeni bir kurulum aşamasında olan Birinci Filipin Cumhuriyeti’ni tanımayacağı gittikçe netlik kazanmıştır. Bunun üzerine patlak veren Filipin-Amerikan Savaşı Birinci Cumhuriyet’in yenilgisiyle sonuçlanmıştır. Böylece ABD tarafından kurulan yeni bir hükûmete adayı yönetme yetkisi verilmiştir.[43]

Amerikan yönetimi ülkedeki, Birinci Cumhuriyeti oluşturan alt devletçikleri baskı altına almış ve güçlerini kırmıştır. Başta Sulu Sultanlığı olmak üzere, başkaldıran Tagalog Cumhuriyeti, Negros Cumhuriyeti ve Zamboanga Cumhuriyeti bu politika ile hakimiyet sahalarını kaybetmiştir.[44][45] Ancak bu dönem Filipinler için kültürel bir aydınlanma sürecini başlatmıştır. Filipin sineması ve edebiyatında büyük bir gelişim gözlemlenmiştir.[46][47][48] Daniel Burnham Manila’nın modern bir kente dönüşümü için yeni bir mimari plan hazırlamıştır[49]

1935’te, Filipinler’e dönemin Filipin Devlet Başkanı Manuel L. Quezon’un çabalarıyla İngiliz Milletler Topluluğu statüsü verilmiştir. Quezon, ulusal bir dilin tasarlanması ve kadınlara oy hakkının verilmesi konusunda çalışmalar yapmıştır.[50][51] Ülkenin bağımsızlığına kavuşması için çeşitli planlar yapsa da, ilereyen yıllarda patlak veren II. Dünya Savaşı bu süreci sekteye uğratmıştır. II. Dünya Savaşı yıllarında ülke Japon İmparatorluğu tarafından işgal edilmiştir. Bunun ardında Japon destekli İkinci Filipin Devleti, José P. Laurel tarafından kurulmuştur. Bu devletin kurulmasının ardından, Manila Savaşı Dönemi’nde birçok katliam yapıldığı ve savaş suçunun işlendiği iddia edilmektedir. Bataan Ölüm Yürüyüşü ve Manila katliamı bilinen tarihî vakalar bu iddiaların en önemlileridir.[52] 1944’te Quezon sürgünde olduğu ABD’de ölmüştür ve onun yerine Sergio Osmeña geçmiştir. 1945’te ise Müttefik Devletler Japonları yenilgiye uğratmıştır. II. Dünya Savaşı sonlanana kadar bir milyondan fazla Filipinlinin öldüğü tahmin edilmektedir.

Soğuk Savaş Dönemi

Ferdinand ve Imelda Marcos, 1979
24 Ekim 1945’te, Filipinler Birleşmiş Milletler’in kurucu üyelerinden biri olmuştur. Bir yıl sonra (4 Temmuz 1946’da) ise Amerika Birleşik Devletleri Manuel Roxas yönetimindeki Filipinler’in bağımsızlığını tanımıştır.[57] Soğuk Savaş Dönemi’nde Komünist bir gerilla hareketi olan Hukbalahap[58] özellikle ülkenin kırsal kesiminde etkili olmuştur. Başkan Elpidio Quirino’nun halefi Ramon Magsaysay; ülkedeki Hukbalahap propagandasını bastırmıştır.[59][60] Magsaysay’ın halefi Carlos P. Garcia ise ülkenin ilk millî politikalarının geliştirilmesinde önemli bir rol oynamıştır; Garcia, Emilio Aguinaldo’nun bağımsızlık ilanınını bayram ilan etmiştir. Böylece 4 Temmuz ile 12 Temmuz arası, Bağımsızlık Günü olarak kutlanmaya başlanmıştır.[61][62][63] Bunun yanında Filipinler, ülkenin doğusunda kalan Kuzey Borneo üzerinde hak iddia etmeye başlamıştır.[64][65]

1965’te, Macapagal; Ferdinand Marcos ile girdiği başkanlık yarışını kaybetmiştir. Marcos başkanlığının ilk dönemlerinde birçok kamusal projenin mimarı olmuştur. Ancak, halka açık fonlarda yapıldığı iddia edilen banka vurgunu gibi büyük yolsuzluk iddiaları ortaya çıkmıştır.[66] Bu iddiaların ardından, Marcos rejiminin son dönemlerinde, toplum geneline büyük bir kargaşa hâkim olmuştur. Bunun üzerine 21 Eylül 1972’de Marcos ülkede sıkıyönetim ilan etmiştir. Bu dönem ülkede büyük bir politik geri çekilme ortaya çıkmıştır. İnsan hakkı ihlalleri yaşanmış ve basına sansür uygulanmıştır. Marcos’un eşi olan Imelda’nın savurganlıklarının yanında ülkedeki yoksul sayısında büyük bir artış yaşanmıştır.[67]

21 Ağustos 1983’te, muhalif liderlerden Benigno Aquino, Jr.’ye Manila Uluslararası Havaalanı’nda bir suikast düzenlenmiş ve Aquino öldürülmüştür. Aquino’nun eşi ise eşinin ölümünden sonra muhalefet cephesinin başına geçmiş ve başkanlık adayı olmuştur. Sonuç olarak, Aquino’nun eşi Maria Corazon Aquino; marcos’a karşı 1986 devlet başkanlığı seçimlerinde aday olmuştur.[68] Marcos kazandığını açıklasa da muhalefet seçim sonuçlarının şaibeli olduğunu iddia etmiştir. Bunun üzerine halk sokaklara çıkmış ve Halkın Gücü Devrimi olarak bilinen olaylar sonucunda; Marcos rejimi devrilmiştir. Marcos ve onun müttefikleri, Hawaii’ye kaçmıştır. Ülkenin yeni devlet başkanı Corazón Aquino olmuştur.[68][69]

Günümüz
President Fidel V. Ramos troops the honor guards at the Pentagon with Secretary of Defense William Cohen during a State visit in 1998.
Başkan Fidel V. Ramos 1998’de Pentagon ziyaretinde
1986’da ortaya çıkan reform hareketlerinden sonra; demokrasinin geri getirilmesi, ulusal borçların azaltılması ve yolsuzlukların önlenmesi için mücadele verilmiştir. Bunun yanında yeni rejimi devirmek için düzenlenen darbe girişimi engellenmiş, Moro’daki ayrılıkçı milislerle mücadele edilmiş, 4362 kişinin ölümüyle sonuçlanan MV Doña Paz feribot kazasının yaraları sarılmaya çalışılmış ve yeniden canlanan Komünist hareketlerin etkinliği azaltılmıştır.[70][71] Corazon Aquino’nun yönetimi Haziran 1991’deki Pinatubo Yanardağı patlamasıyla son bulmuştur.[72][73] 1991’de ABD Üslerinin Süresinin Uzatılması Antlaşması[74][75] parlamentoda kabul edilmemiştir. Bu karar uyarınca, Kasım 1991’de Clark Hava Üssü; Aralık 1992’de ise Subic Bay’daki üs tahiliye edilmiştir. Böylece ülkedeki Amerikan askerî üstleri son bulmuştur.[76][77]

Filipinler ekonomisi “Asya Ekonomisinin Kaplanı” olarak adlandırılmaktadır. Mayıs 1992’deki Filipinler başkanlık seçimleriyle başa geçen Fidel V. Ramos’un yönetiminde yıllık ortalama %6’lık bir GSYİH artışı sağlanmıştır.[78] Moro Ulusal Kurtuluş Cephesi ile sağlanan uzlaşı; ülkedeki ekonomik gelişim ve siyasi istikrara rağmen; 1997 Doğu Asya Mali Krizi ülkenin gelişimini sekteye uğratmıştır.[79][80]

Ramos’tan sonra başkanlık seçimlerini kazanan Joseph Estrada Haziran 1998’de göreve başlamıştır. Estrada döneminde Filipinler, 1997 Doğu Asya Mali Krizi’nin ortasında %-0,6 büyüme oranından % 3.4’lük (1999) bir büyüme oranına kadar ulaşmıştır.[81][82] Hükûmet, Mart 2000’de Moro İslami Kurtuluş Cephesi ‘ne karşı başlatılan operasyonlarda, direnişçilerin karargâhı da dâhil olmak üzere örgüt kampları etkisiz hâle getirilmiştir.[83][84] Ebu Sayyaf ile yapılan savaşın ortasında, hükûmet için yolsuzluk iddiaları gündeme gelmiştir.[85] Bunun üzerine, Estrada rejimi 2001 EDSA Devrimi ile yıkılmıştır. Estrada’nın yerine, Başkan Yardımcısı Gloria Macapagal-Arroyo 20 Ocak 2001, devlet başkanlığı koltuğuna oturmuştur.[86]

Arroyo’nun 9 yıllık yönetiminde, %4’lük GSYİH büyümesi 2002’den 2007’ye kadar %7’ye yükselmiştir ve 2004’te tamamlanan Manila Hafif Raylı Sistemi gibi önemli altyapı projeleri gerçekleştirilmiştir.[87] Küresel Ekonomik Kriz’den en çok etkilenmesi beklenen ülkelerden olan Filipinler; Arroyo yönetiminde krizin etkilerini azaltmayı başarmıştır.[88] Buna rağmen, ülke tarihinde birçok kez olduğu gibi ortaya çıkan rüşvet ve yolsuzluk iddiaları, Arroyo yönetiminin sonunu getirmiştir. 2004 başkanlık seçimlerinde kullanılan oyların yönlendirime uğratılmasıyla ortaya çıkan Hello Garci skandalı; ortaya atılan yolsuzluk iddialarının en çok öne çıkan maddesi olmuştur.[89][90][91][92] 23 Kasım 2009’da 34 gazetecinin öldürülmesine sonuçlanan Ampatuan Katliamı, Arroyo yönetiminin iyice sarsılmasına yol açtı.[93][94]

2010 seçimlerini kazanan Benigno Aquino III, ülkenin 15. devlet başkanı olmuştur. Aquino, ülkenin ilk bekâr devlet başkanı olmuştur.[95] 15 Ekim 2012’de Müslüman azınlığın yaşadığı ayrılıkçı Mindanao bölgesi ile Bangsamoro Çerçeve Antlaşması imzalanmıştır. , Bangsamoro adıyla kurulacak özerk yapının temelleri atılmıştır.[96] Buna rağmen, ülkenin doğusundaki Sabah (Malezya) bölgesindeki sınır tartışmaları ve Güney Çin Denizi sorunu daha da kızışmıştır.[97][98][99] Filipinler, mali politikalar açısından başarılı bir dönem yaşamıştır. Özellikle 2013’te gayrisafi yurt içi hasılada sağlanan %7.2’lik büyüme ile Asya’nın en hızlı büyüyen ikinci devleti olmuştur.[100] Aquino 2013 Geliştirilmiş Temel Eğitim Yasası’nı onaylayarak yaygın olarak K-12 programının uygulanmasına başlanmıştır.[101] 8 Kasım 2013’te, Haiyan Tayfun’u ülkeyi vurmuş ve özellikle Visayan bölgesinde büyük yıkıma neden olmuştur.[102][103]

Siyaset

Devlet başkanlığı konutu olarak kullanılan Manila’daki Malacañan Sarayı
Filipinler, başkanlık sistemi ile yönetilen demokratik bir anayasal cumhuriyettir.[104] Özerk bir yapıda olan ve ulusal hükûmettin büyük ölçüde özgürler verdiği Müslüman Mindanao Özerk Bölgesi haricinde ülke üniter sistem ile yönetilmektedir. Ülkedeki yönetim sistemi Ramos yönetiminden beri tartışılmaktadır. Federal, tek meclisli ve parlamento sistemi ülkede uygulanması düşünülen yönetim biçimlerinden olmuştur.[105][106]

Filipinler’de başkan; hem devlet başkanı hem de hükûmet başkanıdır. Aynı zamanda başkomutandır. Başkan, halkın oylarıyla altı yıllık bir süre için seçilir. Seçilen başkan bakanlar kurulunu oluşturur ve bakanlar kuruluna başkanlık eder.[107] Ülkede çift meclisli sistem vardır. Meclisin üst kanadı olan senato, halk tarafından altı yıllık süre için seçilen vekillerden oluşur. Ülkedeki alt meclis ise Temsilciler Meclisidir. Temsilciler Meclisi için seçimler dört yılda bir yapılır. Vekiller, geniş bir temsili sağlama amacıyla hem belirli seçim bölgerinden hem de sektörel alanlardan oysal parametrelerle seçilir.[107] Ülkedeki yargı yetkisi Yargıtay’a aittir. Filipinler Yargıtay’ı bir mahkeme başkanı ve raportör ile on dört kurum yargıcından oluşur. Bu üyelerin tamamı, Yargı ve İletişim Kurulu’nun aday göstermesi ile Başkan tarafından atanır.[107]

Uluslararası ilişkiler

Washington’daki Filipinler Büyükelçiliği
Filipinler’in uluslararası ilişkileri ticaret ve diğer ülkelerde yaşayan yaklaşık 11 milyon Filipin kökenli yurttaşın korunması üzerine kurulmuştur.[108] Ülke Birleşmiş Milletler’in etkin ve kurucu üyesidir. Filipinler birçok kez Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne seçilmiştir. Carlos P. Romulo, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun eski başkanlarındandır. Filipinler, BM İnsan Hakları Konseyi’nin de etkin üyelerindendir. Bunun yanı sıra ülke, Doğu Timor’daki barış misyonu kuvvetleri içerisinde yer alır.[109][110][111]

Filipinler, ASEAN’ın kurucu ve etkin üyelerindendir. Bu örgüt, Güneydoğu Asya bölgesinde bulunan devletler arasındaki ekonomik, kültürel ve sosyopolitik alandaki ilişkileri kuvvetlendirmek amacıyla kurulmuştur.[112] Ülke, blok ülkelerinin birçok zirvesine ev sahipliği yapmıştır.

Filipinler’in Amerika Birleşik Devletleri ile güçlü ilişkileri vardır.[108] ABD’nin NATO dışı müttefiklerinden olan ülke; Soğuk Savaş ve uluslararası terörizmle mücadele yıllarında Birleşik Devletler’in yanında yer almıştır. Buna rağmen zaman zaman ABD’nin ülkedeki varlığına dair tartışmalar alevlenmektedir. ABD’nin Subic Bay ve Clark ‘ta bulunan eski askerî üsleri ve güncel olarak bu ülke ile yapılan Askerî Güçlerin Geçişi Anlaşması ülke içinde tartışmalara neden olmaktadır.[108]

Japonya, ülkenin resmî gelişim programlarına yardımcı olan bir ülke olarak bilinmektedir. Ancak iki ülke arasında seks işçisi kadınların durumu gibi bazı tarihî sorunlar vardır. II. Dünya Savaşı’nda karşıt iki cephede yer alan bu iki ülke arasında bu açıdan kayda değer bir husumet yoktur.[113]

Ülkenin yabancı ülkelerle olan ilişkileri genellikle artı yönlüdür. Ortak demokratik değerler Avrupa ülkeleri ve Batı ile Filipinler’in ilişkilerini kolaylaştırmaktadır. Diğer gelişmekte olan ülkelerle benzer bir ekonomik durum çizelgesi gösteren ülke ekonomisi, bu yönden gelişmekte olan ülkelerle kuvvetli bir ekonomik ağ geliştirme misyonunu uygulamaktadır. Tarihî bağlar ve kültürel benzerlikler ülkenin İspanya ile ilişkilerinde köprü görevi üstlenmektedir.[114][115][116] Aile içi şiddet ve yurt dışına çalışmak için giden işçilerin savaşlardan etkilenmeleri gibi sorunlara rağmen,[117][118] Filipinler’in Ortadoğu ülkeleri ile kuvvetli ve iyi bağları vardır. Bu ülkelerde iki milyondan fazla Filipinli işçi çalışmaktadır.[119]

Komünizmin bir tehdit olmaktan çıkmasının ardından, 1950’lerdeki Filipinler ve Çin arasında oluşan düşmanca ilişkiler büyük ölçüde düzelmiştir. Ülke ile Çin arasındaki temel sorunlar Tayvan, Spratly Adası ve Çin’in yayılmacı dış politikasıdır. Bunun için Filipinler hâlâ Çin ile ilişkilerini dikkatli bir seyirde geliştirmeye çalışmaktadır.[113] Ülkenin son yıllarda geliştirdiği uluslararası siyaset şekli, özellikle Kuzeydoğu Asya ve Asya-Pasifik ülkeleri ile ticari ilişkiler kurmak üzerinedir.

Filipinler, Doğu Asya Zirvesi, Asya Pasifik Ekonomik İşbirliği, Latin Birliği, G-24 ve Bağlantısızlar Hareketi’nin etkin bir üyesidir.[107] Ülke ayrıca İslam ülkeleri ile iş birliğini geliştirebilmek amacıyla İslam İşbirliği Teşkilatı’na gözlemci olarak katılmaktadır.

Ordu
Filipinler Silahlı Kuvvetleri, anayasal olarak Filipinler’in korunmasından sorumlu olan ulusal güvenlik kurumudur. Ordu, üç ana koldan oluşur. Bunlar hava kuvvetleri, donanma (sahil güvenlik dâhil) ve kara kuvvetleridir.[120][121][122] Güncel olarak, Filipinler Ordusu istihdam yoluyla askere alınan gönüllülerden oluşmaktadır. Buna rağmen, Filipinler Anayasa’sına göre, belirli durumlarda askerlik zorunlu olabilmektedir.[123] Ülkedeki asayişin sağlanması Filipin Ulusal Polis Dairesinin sorumluluğundadır. Bu daire, İçişleri ve Yerel Yönetimler bakanlığına bağlıdır.[124][125]

Mindanao Müslüman özerk bölgesinde faaliyet gösteren Moro Ulusal Özgürlük Cephesi ülkenin en büyük ayrılıkçı gücüdür. Filipinler ‘in güvenlik siyasetini daha çok bu örgüte karşı mücadele oluşturmaktadır. Ülkedeki komünist Yeni Halk Ordusu ve Ebu Sayyaf gibi örgütler de merkezî yönetim tarafından önlem alınan diğer yapılanmalardır. Bunların yanında özellikle Mindanao’nun güneyindeki adalarda yabancıların fidye için kaçırılması gibi suç teşkil eden şebekeler etkindir.[126][127][128][129][130] Ancak son zamanlarda Filipinler hükûmetinin aldığı tedbirlerle bu şebekeler tarafından işlenen suçlar büyük oranda azaltılmıştır.[131][132]

Filipinler, II. Dünya Savaşı’ndan beri ABD’nin güvenlik ortağıdır. 1951’de bu ülke ile birlikte ikili savunma antlaşması imzalanmıştır. Filipinler Soğuk Savaş boyunca Amerikan politikalarını desteklemiştir. Bunun bir sonucu olarak, Filipinler Kore ve Vietnam savaşlarına katılmıştır. Komünizmin özellikle Güney Asya’ya yayılmasını engellemek amacıyla ABD, Birleşik Krallık, Tayland, Pakistan, Yeni Zelanda ve Avustralya’nın oluşturduğu SEATO’nun üyelerinden biri olmuştur.[133] ABD’nin uluslararası terörizm ile mücadele adı altında yürüttüğü faaliyetlerde ve Irak Savaşı’nda Filipinler koalisyon güçlerinin yanında yer almıştır.[134]

Yönetim birimleri
Filipinler üç ada grubuna ayrılır, bunlar: Luzon, Visayas ve Mindanao’dur. Ülke 17 bölge, 81 il, 144 kent ve 1,491 belediyeden meydana gelir.[135] Ek olarak, 5446 sayılı Filipin Takımadaları Karasularının Tanımlanmasına Dair Kanun’un ikinci bendine göre, Filipinler Malezya’ya ait Sabah’ın doğusu hakkında hak iddia etmemektedir.[136][137]

Filipinlerin yönetimsel birimleri.
Bölge Tahsis Edilen Hükümet Merkezi
Ilocos Bölgesi Bölge I San Fernando Şehri, La Union
Cagalay Vadisi Bölge II Tuguegarao Şehri, Cagayan
Merkez Luzon Bölge III San Farnando Şehri, Pampango
Calabarzon Bölge IV-A Calamba Şehri, Laguna
Mimaro Bölge IV-B Calapan Şehri, Oriental Mindora
Bicol Bölge V Lepazpi Şehri, Albay
Batı Visayas Bölge VI Iloilo Şehri
Merkez Visayas Bölge VII Cebu Şehri
Doğu Visayas Bölge VIII Tacloban Şehri
Zamboang Yarımadası Bölge IX Dagadian Şehri
Kuzey Mindanao Bölge X Cagaya del Oro Şehri
Davao Bölgesi Bölge XI Davao Şehri
Soccsksargen Bölge XII Kronodal Şehri, South Cotabato
Müslüman Mindanao Özerk Bölgesi ARMM Cotabato Şehri
Condiller Yönetim Bölgesi CAR Baguio Şehri
Ulusal Başşehir NCR Manila
Coğrafya
Filipinler, 7.107 adacıktan oluşan bir takımadadır.[107] Ülkenin yüz ölçümü, kara içinde bulunan su kitleleri de dikkate alındığında yaklaşık olarak 300.000 kilometre karedir.[138] 36.289 kilometrelik kıyı şeridi, ülkeyi dünyanın en uzun kıyı şeridine sahip 5. ülkesi yapmaktadır.[107][139] Filipinler, 116° 40′ ve 126° 34′ doğu boylamları ile 4° 40′ ve 21° 10’ kuzey enlemleri arasında bulunmaktadır. Ülkenin doğusunda Filipin Denizi, batısında Güney Çin Denizi ve güneyinde Celebes Denizi bulunmaktadır. Borneo adası ülkenin güneyinde bulunurken ülkenin kuzeyinde Tayvan konumlanmaktadır. Maluku Adaları ve Sulawesi ülkenin güneybatısında iken Palau ülkenin doğusundadır .[107]

Ülkedeki dağlık adaların çoğu volkanik topraklardan oluşan tropik yağmur ormanları ile örtülüdür. ülkenin en yüksek dağı Apo Dağı’dır. Mindanao adasında bulunan Apo Dağı, deniz seviyesinden 2.954 metre yüksektedir.[140][141] Filipin Çukurluğu’nda bulunan Galate Derinliği ülkenin en alçak noktasıdır. Ayrıca bu derinlik dünyadaki en alçak üçüncü noktadır. Bu çukurluk Filipin Denizi’nde bulunmaktadır.[142]

Ülkenin en uzun akarsuyu Kuzey Luzon’da bulunan Kagayan Nehri’dir. Manila Koyu, başkent Manila’nın kıyı şeridi boyunca uzanmaktadır. Bu koy ülkenin en büyük gölü olan Laguna’ya Pasig Nehri’yle bağlıdır. Subic Koyu, Davao Körfezi ve Moro Körfezi ülkedeki diğer önemli körfez ve koylardır. San Juanico Boğazı, Samar ve Leyte adalarını birbirinden ayırmaktadır. Ancak, San Juanico Köprüsü bu iki karayı birbirine bağlamaktadır.[143]

Ifugao/Igorot utilized terrace farming to grow crops in the steep mountainous regions of northern Philippines.
Ülke, Pasifik Deprem Kuşağı’nın batı saçakları üzerinde bulunmaktadır. Bunun için takımadalarda sıkça sismik ve volkanik faaliyetler görülmektedir. Filipin Denizi’nin doğusunda yer alan Benham Platosu, etkin bir deniz altı tektonik dalma kuşağıdır.[144] Filipinler’de günde yaklaşık 20 adet hafif şiddetli-hissedilmeyen deprem saptanmaktadır. Filipinler’deki bilinen son büyük deprem 1990 Luzon depremidir.[145]

Ülkede Mayon, Pinatubo ve Taal gibi birçok aktif volkan vardır. Haziran 1991’deki Pinatubu Yanardağı patlaması, 20. yüzyıldaki en büyük ikinci volkanik patlamadır.[146] Ülkenin en önemli doğal miraslarından biri, Puerta Princesa Doğal Parkı’nın bulunduğu alandır. Burada bulunan yeraltı nehri, ülkenin tanınmış doğal turizm noktalarından birini oluşturmaktadır. Ayrıca Asya’nın en önemli orman ekosistemlerinden birini bölge bitey ve direy çeşitliliği açısından da önemli zenginliklere sahiptir.[147]

Ülkedeki volkanik faaliyetler nedeniyle toprağın mineral seviyesi ve maden çeşitliliği oldukça yüksektir. Tahminlere göre Filipinler, dünyada Güney Afrika Cumhuriyeti’nden sonra en fazla altın rezervine sahip ikinci ülkedir. Bunun yanında dünyadaki en büyük bakır rezervleri, Filipinler’dedir.[148] Ülke; nikel, kromit ve çinko açısından da zengindir. Buna rağmen, yüksek nüfus yoğunluğu, kötü yönetim ve teknik yetersizlikler sonucunda bu kaynakların büyük çoğunluğu işletilememektedir.[148]

Filipinler, jeotermal enerji konusunda önemli yatırımlar yapan ülkelerden biridir. Ülkedeki elektrik ihtiyacının %18’i jeotermal enerjiden sağlanmaktadır. Böylece Filipinler ABD’den sonra dünyadaki en büyük jeotermal enerji üreticisidir.[149]

Yaban yaşamı

Matinloc Island in El Nido, Palawan

Philippine tarsier (Tarsius syrichta), one of the smallest primates.
Filipinler’in sahip olduğu yağmur ormanları ve uzun sahili birçok kuş, bitki, hayvan ve deniz canlısına ev sahipliği yapmaktadır.[150] filipinler dünyadaki on büyük biyoçeşitlilik barındıran ülkeden biridir.[151][152][153] Ülkede yaklaşık 1,1000 omurgalı canlı türü yaşamaktadır. Filipin topraklarında, başka yerlerde yaşamadığı düşünülen 100’den fazla memeli, 170’den de fazla kuş türü bulunmaktadır.[154] Filipinler, son on yılda yeni keşfedilen 80 kadar memeli tür ile; dünyada en fazla yeni memeli tür keşfedilen ülkedir. Bu nedenle ülkedeki saptanan endemik çeşitlilik artmaktadır.[155]

Filipinler, büyük yırtıcı hayvanlardan yoksundur. Ancak, tuzlu su timsahları, piton ve kobra gibi yılan türleri ve bazı yırtıcı kuşlar bu durumun istisnasıdır. Özellikle, Filipinler’in ulusal kuş türü olarak bilinen Filipin kartalı; bazı araştırmacılar tarafından dünyanın en büyük kartalı olarak nitelendirilmektedir.[156][157] Ülkede yerel olarak Lolong adı ile bilinen timsah, bugüne kadar dünya üzerinde yakalanan en büyük timsah olarak kayıtlara geçmiştir.[158][159]

Asya palmiye misket kedisi, dugong ve Bohol’da yaşayan Filipin tersiyeri; ülkedeki önemli yerli hayvanlardır. Ülkede tahminen 13,500 bitki türü bulunmaktadır. Bunların 3,200 kadarı adaya özgü bitkilerdir.[154] Filipin yağmur ormanları bitey açısından oldukça zengindir. Orkidegiller ve rafflesialar bu bitki örtüsünün en nadir türlerindendir.[160][161]

Filipin açıklarındaki deniz suyunun 2.200.000 kilometre karelik bölümünde, endemik ve çeşitli bir deniz yaşamı vardır. Burası Mercan Üçgeni olarak bilinen denizel bölgenin önemli bir parçasıdır.[136] Mercan ve deniz balıklarının toplam sayısının, sırasıyla 500 ve 2,400 civarında olduğu sanılmaktadır.[150][154] Ancak, yeni kayıtlar[162][163] ve keşfedilen türler[164][165][166] Filipin denizlerindeki bilinen türsel çeşitliliğin ve endemik varlığın sürekli bir biçimde artmasını sağlamaktadır. Sulu Denizi’nde bulunan Tubbataha Sırtı, 1993’te, Dünya Mirası listesine alınmıştır. Ayrıca Filipin sularında yosun, inci ve yengeç yetiştiriciliği yaygındır.[150][167]

Sık sık yasa dışı kesimler yoluyla ormanların yok edilmesi, Filipinler’de iveğen bir sorundur. 1990’da ülke yüz ölçümünün %70’i ormanlarla kaplıyken 1999’da bu oranda %18.3’lük bir azalma söz konusu olmuştur.[168] Ülkedeki birçok tür yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Araştırmacıların söylemlerine göre sadece Filipinler’in egemen olduğu Güneydoğu Asya bölgesinde 21. yüzyılın sonuna kadar türlerin %20’sini kapsayabilecek bir nesil tükenme tehlikesi bulunmaktadır.[169] Uluslararası Koruma Örgütü’ne göre, Filipinler biyoçeşitliliğin en fazla olduğu alanlardandır ve buna bağlı olarak öncelikli korunma alanlarından biridir.[160]

İklim

Typhoon Haiyan (locally known as Yolanda) at peak intensity.
Filipinler genel olarak sıcak ve nemli bir özellik gösteren tropik bir denizel iklime sahiptir. Ülkede üç mevsim yaşanmaktadır. Tag-init olarak bilinen mevsim, sıcak ve kurak yaz mevsimine karşılık gelir. Bu mevsim, marttan mayısa kadar sürmektedir. Tag-ulan, hazirandan kasıma kadar süren yağmurlu bir mevsimdir. Üçüncü mevsim ise tag-lamig adıyla bilinir. Aralıktan şubata kadar süren bu mevsimde kuru-soğuk bir hava ülkeye hâkim olur. Habagat adıyla bilinen ve ekimden mayısa kadar etkili olan rüzgârlar kuzeybatı musonlarıdır; kuru rüzgârlar şeklinde kasımdan nisana kadar kendini gösteren musonlar ise kuzeydoğu musonlarıdır. Bu kuzeydoğu musonlarına yerel dilde amihan adı verilmektedir.[170] Filipinler ülke genelinde genellikle 21 °C (70 °F) ile 32 °C (90 °F) seyretmektedir. Buna rağmen mevsimlere bağlı olarak daha soğuk veya daha sıcak sıcaklıklar da ölçülmektedir. Ülkenin en soğuk ayı ocaktır. En yüksek sıcaklıklar ise mayıs aylarında ölçülmektedir.[107][171]

Ülkenin yıllık sıcaklık ortalaması 26,6 °C (79.9 °F) civarındadır.[170] Ülke içerisindeki yerel sıcaklık değerleri karşılaştırıldığında, enlem ve boylamsal konum sıcaklık üzerinde birincil bir etki yaratmamaktadır. Ülkenin kuzeyi, güneyi, doğusu veya batısı dikkate alındığında, indirgenmiş sıcaklık (deniz seviyesindeki sıcaklık) yakın değerlerde olma eğilimindedir. Ülkedeki sıcaklık değerlerinde en etkili etkenin yükselti olduğu düşünülmektedir. Deniz seviyesinden yüksekliği 1.500 metre olan Baguio’da yıllık sıcaklı ortalaması deniz seviyesinin yaklaşık 18,3 °C (64.9 °F) altındadır. Bu durum Baguio’yu sıcak yaz döneminde önemli bir uğrak noktası hâline getirmektedir.[170]

Temmuzdan ocak ayına kadar, ülkede tayfun kuşağı etkisini göstermektedir. Bu dönem sel felaketlerinin yaşandığı ve sağanakların bastırdığı bir dilimdir.[172] Bu şekildei yağmurlarla birlikte, ülkede yılda yaklaşık olarak 90 kadar tayfun oluşur. Bu tayfunların sekiz ya da dokuzu kara üzerinde etkili olmaktadır.[173][174][175] Ülkedeki yıllık yağış miktarı dağlık doğu sahillerinde 5.000 milimetre kadardır. Ancak bazı korunaklı vadilerde bu değer 1.000 milimetreden daha azdır.[172] Takımadayı vuran bilinen en büyük dönencesel (tropik) kasırga Temmuz 1911’de meydana gelmiştir. Bu kasırgada Baguio’ya 24 saat içinde -birim alana- 1.168 milimetre yağmur düşmüştür.[176] Bagyo, Filipinlerde kasırga için kullanılan yerel bir tabirdir.[176]

Ekonomi
Filipinler tarımsal alanda, elektronik endüstrisinde ve ekonomi hizmet sektöründe yeni endüstrileşen ülkedir. “Sonraki Onbir” ekonomilerinde listelenmistir. Filipinler’in ekonomisinde önemli bir canlılık görülür.

Asya Finansal Krizi sonucunda Filipin pesosunu bir doları 40 pesodan 26 pesoya düşürerek Filipin ekonomisini son derecede etkiledi. Düşük yabancı sermaye ülkeye girmesiyle temelini tarımın oluşturduğu ekonomide 1999’da %3 ve 2000’de %4 küçülme oldu. 2000’deki politik belirsizlikler peseyu zayıflatmış hatta daha ötesi bir doları 55 pesoya çıkararak pesonun en düşük seviyeye inmesine neden olmuştur.

1990’lardaki Doğu Asya finansal krizi, Filipinler’in ekonomisinde deneyim sağlamasına ve 2004’de %6’lık bir büyüme elde etmesini sağladı. Başbakan Gloria Macapagal Arroyo, 2020’lerde ülkesinin gelişmiş ülkeler arasında yer alacağını taahhüt etti. 2005’de Filipin pesosu Asya’nın en işlevsel parası oldu. 2006’da Filipin ekonomisi geçen yıla oranla %5,4’lik bir büyüme sağladı. Hükümet Gayri safi milli hasılayı artırmak için 2007’de %7’lik, 2008’de %8’lik ve 2009’da %9’luk bir büyüme hedefliyor.

Muz ticaretinin ülke ekonomisine katkısı büyüktür. Bunun yanı sıra Filipinler tam bir tatil cennetidir.

Nüfus
Filipinler 105 milyonu aşan nüfusuyla (2012) dünyanın en çok nüfusuna sahip 12. ülkesidir. [1] dünyanın en kalabalık 11. başkentidir. Okur-yazarlık oranı %92.5’dir (2003) ve bunda erkeklerin oranı kadınlarınkine hemen hemen eşittir. Yaşam süresi kadınlarda 69.91 ile 72.28 arasında, erkeklerde 66.44 yıldır. Nüfus yılda yaklaşık olarak %1.92 artmaktadır. 1903’den beri 100 yılda nüfus 11 kat arttı. Bu da gösteriyor ki, büyüme oranı bölgedeki diğer ülkelere göre daha hızlıdır. (Endonezya aynı sürede sadece 5 kat büyüdü).

Etnik gruplar
Filipinliler çeşitli Avustralyanca kelimelerinin birbirini takip eden bin yıldan daha uzun bir süre boyunca etkisi altında kalmıştır.

Filipinliler şu anda, çeşitli etnik guruplar içeren, fakat sınırlanmayan şu guruplara bölünmüştür: Visayanlar, Tagaloglar, Ilocanolar, Morolar, Kapampangan, Bicolano, Pangasinense, Igorot, Lumad, Mangyan, Ibanag, Chabacano, Bajau, Ivatan ve Palawantribes.

Diller
1987 Yasasında Filipince ve İngilizce’nin her ikisi de resmî dil ilan edilmiştir. Birçok Filipinli İngilizce’yi, Filipince’yi ve yerel dillerini anlayabilir, yazabilir ve konuşabilir.

On iki büyük bölgesel dil, yerel bölgelerinin yardımcı resmi dillerinin her birine konuşan bir milyondan daha fazla kişiden olumuştur. Bu diller: Tagalog, Cebuano, Ilocano, Hiligaynon, Waray-Waray, Kapampangan, Bikol, Pangasinan. Kinaray-a, Maranao, Maguindanao ve Tausug.

Din
Filipinler’deki Dinî Yapı (2014)
Dinler/İnançlar
Roman Katolikler

81%
İslam

6%
Evangelist Hristiyanlar

2.7%
İglezyan Hristiyanlar

2.4%
Protestanlar

1.2%
Aglipaylar

1%
Diğer dinler

2.2%
Tanrıtanımazlar ve agnostikler

0.1%
Bilinmeyen

4.3%
Ulusal İstatistik Kurumu’nun 2014 raporu esas alınmıştır.
Filipinler din ve devlet işlerinin birbirinden ayrıldığı laik bir ülkedir. Ülke, uzun süre İspanyol kültürünün etkisinde kaldığı için Roman Katolik yapı baskındır. Bu yönüyle, eski Portekiz sömürgesi olan Doğu Timor ile birlikte Roman Katoliklerin baskın olduğu iki ülkeden biri Filipinler’dir. Ülkedeki insanların %90’nından fazlası Hristiyan’dır. Bu Hristiyan nüfusun %51’i Katolik iken, %9.5’i İglezyan Hristiyanlığı, Filipin Bağımsız Kilisesi ve Birleşik Protestan Kilisesi gibi Protestan temelli dinî zümrelere dâhildir. Ayrıca ülkede Hristiyanlığın Yehova’nın Şahitleri koluna mensup insanlar da vardır.[178]

Ulusal Filipinli Müslümanlar Kurulu (NCMF)’nun verilerine göre, 2012’de ülke nüfusunun % 11’i Müslüman’dır. Mindanao, Palawan, ve Bangsamoro olarak bilinen Sulu Takımadaları Müslüman toplulukların yoğunlaştığı yerlerdir.[179][180] Ancak, bazı Müslüman Filipinliler; bu bölgelerden ülkenin farklı kırsal ve kentsel yerleşimlerine göç etmiştir. Ülkedeki Müslümanlar arasında, Sünni İslam’ın Şafii kolu yaygındır.[28] Ancak ülkede Ahmediyye tarikatına mensup insanlar da vardır.[181]

Filipinler’de ülke nüfusunun yaklaşık %2’sini geleneksel Filipin dinleri oluşturmaktadır.[182] Bu dinler bazı yerli kabilelerde yaygındır. Bu dinler kültürel etkilenme ile Hristiyanlık ve İslam ile uyumlu hâle gelmiştir. Animizm, halk kültü ve şamanizm inançları; geçmişten günümüze ulaşan inanış biçemleridir. Dinî kanaat liderleri olan albularyo, babaylan ve manghihilotlar, geleneksel dinlerin bugüne ulaşmasında önemli etki sahibidir. Filipinler’de halkın yaklaşık %1’i Budizm ve Taoizm inancına sahiptir.[182][183] Bu dinler ve Çin halk kültlerinin oluşturduğu inançlar; özellikle Çin kökenli toplulukların bulunduğu bölgelerde yaygındır.[180] Ayrıca ülkede, az sayıda Hinduizm, Sihizm, Yahudilik ve Bahailik dinlerinin inanırları vardır.[184] Ülkede, hiçbir dine inanmayanların sayısı yaklaşık 1% ile 11% arasındadır.[182][183][185][186]

Kültür

Filipin müzik geleneğinin örneği olan vurmalı çalgılar.
Filipin kültürü doğu ve batı uygarlıklarının birleşiminden oluşur. Filipinler, Malay mirasının diğer Asya ülkelerini de etkileyen yönlerini barındırır. Bununla birlikte, Amerikan ve İspanyol kültürü; ülkedeki kültürel varlığın önemli parçalarıdır.Filipinler’de, önemli bir kişinin adına düzenlenen anma veya kutlama şölenleri oldukça yaygındır. Bu şölenler ülkede barrio fiestas adıyla bilinmektedir.

Moriones ve Sinulog festivalleri ülkedeki en bilinen şölenlerdir. Bu gibi toplumsal kutlamalarda müzik ve dans ön plandadır. Ülkedeki bazı geleneksel değerler değişime uğrarken bazıları adım adım modernleşme nedeniyle yok olmaktadır. Bayanihan Filipin Ulusal Halk Dansları Birliği, ülke genelindeki birçok geleneksel dans türünü koruma altına almak için çalışmalar yürütmektedir. Birliğin yaptığı simgesel çalışmalar; bu oluşumun adını ülke çapında duyurmasını sağlamıştır.

Bir önceki yazımız olan SirinSohbet başlıklı konumuzda Chat, mobilchat ve Sirinsohbet hakkında bilgiler verilmektedir.

Yorum Yaz

* Ücretsiz Mesajlaşmak İçin Sohbete Bağlan